Er Olma Yaşı Kaç? Dönemin Değişen Beklentileri Üzerine Bir Tartışma
Daha küçücükken, “ne zaman er olacağız?” diye sorardık. Belki de çocukken büyümek, herkesin hayali gibi gelirdi. Ama birdenbire büyüdük ve ‘er olma’ olgusunun ne kadar değiştiğini fark ettik. Yaşadığımız dönemde, er olma yaşı eskisi gibi sabit bir kavram değil; sosyal, ekonomik ve kültürel faktörlerle şekillenen, birbirinden farklı bir gerçeklik oluşturuyor. Bu yazıda, er olma yaşı konusunu hem geçmişin gözünden hem de bugünün koşullarından hareketle tartışacağım.
Er Olma Yaşı: Geçmişten Günümüze Bir Değişim
Çocukken hepimizin kafasında “er olmak” belirli bir yaştı. Genellikle 18 yaşında ya da 20’lerinde, yani üniversiteye başladığınızda “tam anlamıyla yetişkin oluyordunuz”. Oysa şimdi, 20’li yaşlarımıza geldiğimizde, bu noktada hala belirsizlik hissedebiliyoruz. “Ne zaman gerçekten er olacağım?” sorusu zaman zaman aklımızda dolaşıyor. Kısacası, er olma yaşı artık yaşla, biyolojik olgunlukla sınırlı değil.
Er Olma Yaşı Nedir?
Er olma yaşı, geleneksel olarak, bir bireyin fiziksel, duygusal ve toplumsal olarak yetişkinlik evresine girdiği yaş olarak tanımlanır. Genelde 18-20’li yaşlar bu geçişin yapıldığı yıllar olarak kabul edilir. Ancak, bunun bilimsel ya da toplumsal bir netliği yoktur. Er olma yaşı hem kişinin gelişim süreçlerine hem de çevresindeki toplumun anlayışına göre değişebilir. Biyolojik olarak ergenlik, genellikle 13 yaşında başlar, ama “toplumsal er olma” biraz daha geç bir yaşta gerçekleşir.
Ancak burada bir soru ortaya çıkıyor: 20 yaşında üniversiteyi bitiren birini “ergen” saymak doğru mudur? Yani, biz 20 yaşına geldiğimizde yetişkin olarak kabul edilebilir miyiz? O zamanlar okuduğum bir araştırmaya göre, dünyada genç yetişkinlerin, yani 18-25 yaş arası bireylerin birçoğu, ekonomik olarak hala ailelerine bağımlıdır. İşte burada er olma yaşının ne kadar esnek olduğunu fark ediyorsunuz.
Genç Yetişkinlik: Er Olma Yaşı ve Sosyoekonomik Durum
Ekonomi okuduğum dönemde, bize sürekli “ekonomik bağımsızlık” üzerinde durulurdu. Ama bir gün dersin sonunda hocamız, genç yetişkinlerin ekonomik olarak ne kadar geç bağımsız hale geldiklerini gösteren bir rapor sundu. Şu anki veriler gerçekten çarpıcı: 18 yaşında okula başlayıp 23-24 yaşında mezun olan bir kişi, genellikle iş bulana kadar ya da birkaç yıl boyunca ailesine bağımlı kalıyor. Bu da er olma yaşını, biyolojik yaştan farklı kılıyor.
Mesela ben, üniversiteyi bitirip ilk işimi bulana kadar birkaç yıl geçirdim. O dönemde “ekonomik özgürlüğümü kazandım” diyebileceğim bir an yoktu. İş dünyasına adım attığımda, sanki yetişkinliğin tam anlamıyla başladığını hissettim. Oysa önceki yıllarda, sırf biyolojik olarak 18 yaşı geçtim diye kendimi bir yetişkin olarak kabul etmek bana biraz zor geliyordu.
İstatistiklere göre, son yıllarda gençlerin iş gücüne katılım oranı da giderek düşük. Türkiye’deki genç nüfusun %50’si, 25 yaşına kadar kendi ayakları üzerinde duramıyor. Bu durum, sadece finansal değil, aynı zamanda toplumsal bir olgunlaşma sürecinin de göstergesi. Çünkü çoğu kişi, iş gücü piyasasında kendine yer bulana kadar, toplumsal olarak “er olma” deneyimini geçirememiş oluyor.
Aile Yapısı ve Er Olma Yaşı
Bir zamanlar, 20 yaşında evlenip çocuk sahibi olmanın çok doğal olduğu bir dönemde büyüdük. Şimdi ise bu normlar tamamen değişmiş durumda. Toplumun “er olma” kavramına bakış açısı, yaşadığınız yer, ekonomik düzey, aile yapısı gibi unsurlara göre değişiyor. Geçmişte aileler, gençlerin daha erken yaşlarda ekonomik bağımsızlık kazanmalarını beklerken, günümüzde bu durum daha geç gerçekleşiyor. Gençlerin evden ayrılma, kendi ayakları üzerinde durma yaşı, örneğin Batı ülkelerinde, 30’larına kadar uzayabiliyor.
Özellikle benim çevremde, 25-30 yaşları arasında ailesinden bağımsız yaşayan pek çok arkadaşım var. Kendine ait bir evi olmayan ya da finansal bağımsızlık kazanmamış birçok arkadaşım var. Bunu görmek, er olma yaşı kavramını yeniden düşünmemi sağlıyor. Çünkü artık 18 yaşında bir gencin “tam yetişkin” sayılması, biraz eskiye ait bir bakış açısı gibi geliyor.
Toplumun Yetişkinlikten Beklentileri
Bir de toplumun sizden bekledikleri var. Hepimizin hayatında bir dönüm noktası vardır. Kimisi için bu, üniversiteyi bitirip kendi işini kurmak olabilir; kimisi içinse ilk maaşını almak. Ama o an geldiğinde, çevrenizden ve aileden duyduğunuz “artık gerçek hayat başlıyor” yorumları, biraz da baskı oluşturabiliyor. Çünkü toplum, gençlerin bir an önce kendi ayakları üzerinde durmalarını bekliyor.
Mesela, iş dünyasına girmeye başladığınızda, size her zaman “şu anda gençsin, ama ileride kendini ispat etmelisin” tarzında cümleler kurulur. Ve size çok gençken zaten “yetişkin olma” baskısı yapılır. Oysa her insanın kendi zaman çizelgesi vardır. Bazı insanlar daha erken, bazılarıysa daha geç er olurlar. Ancak ne yazık ki toplumsal baskılar bazen bu doğal süreci zorlaştırabiliyor.
Er Olma Yaşı: Sonuçlar ve Kişisel Görüşüm
Sonuç olarak, er olma yaşı, biyolojik bir olgudan çok daha fazlasıdır. Kişisel deneyimler, aile yapısı, ekonomik durum ve toplumsal beklentiler bu yaşı şekillendirir. Belki 20 yaşında fiziksel olarak yetişkinizdir, ancak iş dünyasına girdiğinizde, duygusal olarak ve ekonomik olarak da olgunlaşma süreciniz başlar. Bence, “er olma yaşı” denilen şey, kişinin kendini en rahat hissettiği ve toplumun, ailesinin ve arkadaşlarının da bu durumu kabul ettiği bir anı simgeliyor. Bu anın yaşı ise aslında herkes için farklıdır.
Genç yetişkinlerin çok geç evlenip çocuk sahibi olmaları ya da çok geç iş bulmaları, aslında sadece onların suçlusu değil. Toplumun içinde bulunduğu koşullar da bunu etkiliyor. 30 yaşına kadar evlenmeyen ve bağımsız olmayan birini “er olamamış” olarak görmek bana biraz eski moda geliyor. Belki de artık “er olma yaşı” diye bir şey yoktur. Herkes kendi olgunluk seviyesine geldiği anda, kendi yetişkinliğini bulur.