İçeriğe geç

E-devletten okur yazar belgesi nasıl alınır ?

Cecengida sayfasında bu kez E-devletten okur yazar belgesi nasıl alınır üzerine kapsamlı bir içerikle karşınızdayız.

E-Devletten Okur Yazar Belgesi Nasıl Alınır? 2026 Güncel Rehber

“Bu belge daha önce alınmış mıydı, yoksa yeniden mi başvurmam gerekiyor?”

Bazen birkaç dakikalık bir belge sorgulaması, insanın aklında beklenmedik kadar çok soru oluşturabiliyor. Özellikle yıllar önce bir halk eğitim kursuna katılmış, okuma yazma öğrenmiş veya bu eğitime ilişkin bir belge almış kişiler için kayıtların bugün nerede tutulduğunu bulmak kolay olmayabiliyor. Üstelik arama motoruna “E-devletten okur yazar belgesi nasıl alınır?” yazıldığında karşılaşılan bilgiler, belgenin doğrudan e-Devlet üzerinden düzenlendiği izlenimini oluşturabiliyor.

Buradaki kritik ayrım şu: e-Devlet’te bulunan “Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Sorgulama” hizmeti, esas olarak mevcut kaydı sorgulamak ve belgeye erişmek için kullanılır. Yeni bir okur yazarlık belgesinin ilk kez düzenlenmesi gereken durumlarda ise süreç Millî Eğitim Bakanlığına bağlı halk eğitimi merkezleri üzerinden ilerleyebilir.

Peki ekranda belge görünmüyorsa ne yapılmalı? Okur yazarlık belgesi ile ilkokul diploması aynı şey mi? Belgenin ehliyet, iş başvurusu veya başka bir resmi işlem açısından anlamı nedir? Bu yazıda bütün bu soruların yanında, Türkiye’de okuryazarlık mücadelesinin tarihsel arka planına ve günümüzde “okuryazarlık” kavramının neden artık yalnızca harfleri okuyup yazmaktan ibaret görülmediğine de bakacağız.

E-Devletten Okur Yazar Belgesi Nasıl Alınır?

İlk olarak en pratik kısmı netleştirelim.

E-Devlet üzerinden “Millî Eğitim Bakanlığı – Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Sorgulama” hizmetine girerek kayıtlı okur yazarlık belgenizi kontrol edebilirsiniz. Hizmete erişmek için e-Devlet hesabınızla kimlik doğrulaması yapmanız gerekir. Sistem; e-Devlet şifresi, mobil imza, elektronik imza, T.C. kimlik kartı ve internet bankacılığı gibi kimlik doğrulama yöntemlerini desteklemektedir.

Resmî hizmete ulaşmak için:

Kaynak: e-Devlet – Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Sorgulama

Adım adım e-Devlet sorgulama işlemi

İşlem genel olarak şu şekilde ilerler:

  • e-Devlet Kapısı’na giriş yapılır.
  • Arama alanına “Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Sorgulama” yazılır.
  • Millî Eğitim Bakanlığı tarafından sunulan ilgili hizmet açılır.
  • Kimlik doğrulaması tamamlanır.
  • Sistemde adınıza kayıtlı belge bulunuyorsa belge bilgileri görüntülenir.
  • Sunulan belge ekranındaki seçenekler üzerinden belgeye ilişkin çıktı veya barkodlu belge işlemleri yapılabilir.

e-Devlet hizmet listesinde ayrıca “Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Doğrulama” hizmetinin de yer alması önemli bir ayrıntıdır. Bu iki hizmet aynı amaçla kullanılmaz: biri kişinin kendi belgesini sorgulamasına, diğeri ise bir belgenin doğrulanmasına yöneliktir.

Belge ekranda görünmüyorsa ne anlama gelir?

Belgenin e-Devlet ekranında görünmemesi, otomatik olarak kişinin hiç okuryazar olmadığı anlamına gelmez. Özellikle eski tarihli eğitim kayıtlarında kurum kayıtlarının sisteme aktarılması, kimlik bilgilerinin eşleşmesi veya belgenin hangi eğitim kapsamında düzenlendiği gibi konular önem kazanabilir.

Bu noktada en doğru yaklaşım, doğrudan ilgili Halk Eğitimi Merkezi ile görüşmektir.

Çünkü e-Devlet ekranı mevcut dijital kaydı göstermeye yararken, geçmişte düzenlenmiş bir belgenin araştırılması veya ilk kez belge düzenlenmesi gereken durumlarda yetkili eğitim kurumu devreye girebilir.

Burada insan ister istemez şunu düşünüyor: Dijital sistemlerin hayatımızı kolaylaştırması güzel, ama geçmişte kâğıt üzerinde kalan bir eğitim kaydının bugünün dijital dünyasına taşınması ne kadar kolay?

Okur Yazarlık Belgesi İlk Kez Nasıl Alınır?

Burada en çok karıştırılan konuya geliyoruz.

Okur Yazarlık Belgesi, yalnızca e-Devlet ekranından “başvur” düğmesine basılarak ilk kez alınan bir belge değildir.

Millî Eğitim Bakanlığının açıklamasına göre Okur Yazarlık Belgesi, Yoğunlaştırılmış Temel Düzey Okuma Yazma Eğitimi Kursunu başarıyla tamamlayan yetişkinlere verilir. Bu belgeye sahip olanlar daha sonra II. Kademe Okuma Yazma Eğitimi kurslarına katılma hakkı elde eder.

Dolayısıyla kişi hiç böyle bir eğitim almamışsa veya okuma yazma bilgisinin resmî olarak belgelendirilmesi gerekiyorsa süreç farklıdır.

Halk eğitimi merkezlerinin yayımladığı bilgilere göre yetişkin okuma yazma eğitimine başvuruda temel olarak:

  • Nüfus cüzdanı veya kimlik bilgileri,
  • Varsa daha önceki öğrenim durumunu gösteren belge

kullanılabilir. Kurslara kayıt için ücret alınmadığı ve okuma yazma kurslarının halk eğitimi merkezleri üzerinden yürütüldüğü belirtilmektedir.

Daha da ilginç olan bir ayrıntı var: Bir kişi herhangi bir şekilde okuma yazma öğrenmiş ancak bunun belgesi yoksa, halk eğitimi merkezine başvurarak I. Kademe Seviye Tespit sınavına alınabiliyor. Başarılı olması durumunda Okur Yazarlık Belgesi düzenlenebiliyor.

Bu, özellikle “Ben okuyup yazabiliyorum ama elimde bunu gösteren belge yok” diyenler açısından önemli bir ayrım.

Halk eğitim merkezine başvurmak ne zaman gerekir?

Şu durumlardan biri söz konusuysa halk eğitimi merkezine başvurmak daha doğru yoldur:

  • e-Devlet’te herhangi bir okur yazarlık belgesi görünmüyorsa,
  • Daha önce okuma yazma kursuna katılmış ancak kaydın nerede olduğunu bilmiyorsanız,
  • Okuma yazma biliyor fakat bunu resmî bir belgeyle kanıtlamanız gerekiyorsa,
  • İlk kez Okur Yazarlık Belgesi almak istiyorsanız,
  • Eski belgeniz kaybolmuşsa ve kayıt araştırması gerekiyorsa.

Bazı halk eğitimi merkezi hizmet standartlarında bireysel okur-yazarlık belgesinin verilmesi için nüfus cüzdanı fotokopisi ve dilekçe gibi belgeler öngörülmektedir. Hizmet süreleri ise kurumun güncel hizmet standardına göre değişebilir.

Burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: Her kurumun uygulamasını tek bir eski internet sayfasından genellemek yerine, başvurulacak halk eğitimi merkezinin güncel şartlarını esas almak gerekir.

Peki yıllar önce alınmış bir belgenin bugün hâlâ bir anlamı var mı? Asıl tartışma belki de burada başlıyor.

Okur Yazarlık Belgesi Nedir, Ne İşe Yarar?

Okur Yazarlık Belgesi, yetişkinlere yönelik temel okuma yazma eğitiminin başarıyla tamamlandığını gösteren resmî bir belgedir. MEB’in açıklamasında bu belgenin, yoğunlaştırılmış temel düzey okuma yazma eğitiminin başarıyla tamamlanmasının ardından verildiği belirtilmektedir.

Fakat bu belgeyi bir “ilkokul diploması” ile karıştırmamak gerekir.

MEB kaynaklarında Okur Yazarlık Belgesi ile II. Kademe Eğitim Başarı Belgesi arasında da açık bir ayrım bulunmaktadır. II. Kademe Eğitimi Başarı Belgesi, ilkokul eğitimine denk kabul edilen daha ileri bir belgelendirme niteliğindedir ve belirli eğitim yollarına devam açısından farklı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle bir kurum sizden “okuryazarlık belgesi” istiyorsa, tam olarak hangi belgeyi talep ettiğini öğrenmek önemlidir.

  • Okur Yazarlık Belgesi: Temel okuma yazma eğitiminin başarıyla tamamlandığını gösterir.
  • II. Kademe Eğitim Başarı Belgesi: Daha ileri yetişkin eğitimi düzeyini gösterir.
  • İlkokul diploması: Bunlardan farklı bir eğitim belgesidir.

Bir belgenin adı küçük bir ayrıntı gibi görünür. Oysa resmî işlemlerde tek bir kelime bile hangi eğitim düzeyinden söz edildiğini değiştirebilir.

Türkiye’de Okuryazarlığın Tarihsel Kökleri

Bugün telefondan birkaç saniyede e-Devlet’e girip bir belge aramak oldukça sıradan görünüyor. Fakat okuryazarlığın Türkiye’deki hikâyesi bundan çok daha eski ve daha büyük bir toplumsal dönüşümün parçası.

Osmanlı döneminde özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren eğitim, alfabe ve toplumun okuryazarlık düzeyi üzerine tartışmalar yoğunlaştı. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra ise eğitim politikası daha merkezi ve kapsamlı bir yapıya kavuştu.

1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim kurumlarının tek bir çatı altında toplanması, bu dönüşümün önemli aşamalarından biriydi. Ardından 1 Kasım 1928’de yeni Türk harflerinin kabul edilmesiyle birlikte toplumun geniş kesimlerine yeni harflerle okuma yazma öğretme hedefi ortaya çıktı. MEB tarih çalışmalarında bu sürecin ardından Millet Mekteplerinin kurulduğu ve geniş kapsamlı bir okuma yazma seferberliği yürütüldüğü belirtilmektedir.

Millet Mektepleri neden önemliydi?

1 Ocak 1929’dan itibaren Millet Mektepleri, okul çağının dışındaki yetişkinlere yeni harflerle okuma yazma öğretmenin temel araçlarından biri haline geldi. Akademik araştırmalar, bu kurumların yalnızca harfleri öğretmekle sınırlı kalmadığını; sağlık, vatandaşlık, devlet yönetimi, anayasa ve seçimler gibi konuların da eğitim kapsamında ele alındığını ortaya koyuyor.

MEB’in eğitim tarihi yayınlarında da 1928-1929 döneminde yaklaşık 600 bin yetişkine okuma yazma öğretildiği aktarılmaktadır.

Bu tarihsel gelişim bugünkü halk eğitimi anlayışının köklerini anlamak açısından önemli.

Çünkü mesele hiçbir zaman yalnızca “A harfini tanımak” olmadı. Okuryazarlık, kişinin kamusal hayata katılabilmesi, bir sağlık bilgisini anlayabilmesi, bir dilekçe okuyabilmesi veya kendi hakkını takip edebilmesiyle de ilgiliydi.

Okuryazarlık oranı nasıl değişti?

Tarihsel veriler dönüşümün büyüklüğünü açıkça gösteriyor.

TÜİK verilerine göre 2008 yılında 6 yaş ve üzerindeki nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı %91,8 iken, 2025 yılında bu oran %97,9’a yükseldi. Kadınlarda oran 2008’de %86,9 iken 2025’te %96,4’e; erkeklerde ise %96,7’den %99,3’e çıktı.

Bu tablo ilk bakışta “Sorun büyük ölçüde çözüldü” dedirtebilir.

Ama rakamların arkasında hâlâ farklı yaş grupları, cinsiyetler ve eğitim geçmişleri bulunuyor.

Örneğin TÜİK’in 2025 yaşlı nüfus verilerine göre 2024 yılında yaşlı nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı %88,4’tü. Yaşlı erkeklerde bu oran %97,0 iken yaşlı kadınlarda %81,5 olarak hesaplandı.

Yani genel ortalamanın yükselmesi, bütün grupların aynı noktaya geldiği anlamına gelmiyor.

İstatistiklere bakarken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bir ülkenin ortalaması yükselirken, geride kalan küçük grupları ne kadar görünür tutabiliyoruz?

Okuryazarlık Artık Sadece Okuma Yazma Demek mi?

İşte günümüzün en önemli tartışmalarından biri burada ortaya çıkıyor.

Bir insan gazetedeki bir paragrafı okuyabiliyor olabilir. Peki internet bankacılığında karşısına çıkan güvenlik uyarısını anlayabiliyor mu? Bir sosyal medya paylaşımının gerçek olup olmadığını sorgulayabiliyor mu? E-Devlet’teki bir hizmetin ne istediğini anlayıp doğru belgeyi seçebiliyor mu?

UNESCO’nun güncel yaklaşımı, okuryazarlığı yalnızca harfleri okuyup yazma becerisi olarak ele almıyor. Okuryazarlık; bilgiyi tanımlama, anlama, yorumlama, üretme, iletişim kurma ve hesaplama gibi becerileri de kapsayan sürekli gelişen bir yetkinlik alanı olarak tanımlanıyor.

Daha da önemlisi, dijital okuryazarlık kavramı artık eğitim tartışmalarının merkezinde.

UNESCO, dijital okuryazarlığı dijital teknolojileri bilgiye erişme, bilgiyi yönetme, değerlendirme, iletişim kurma ve problem çözme amacıyla güvenli ve eleştirel biçimde kullanabilme becerisiyle ilişkilendiriyor.

Dolayısıyla bugün “okuryazarım” demek ile “dijital dünyada bağımsız hareket edebiliyorum” demek aynı şey değil.

E-Devlet kullanımı neden dijital okuryazarlıkla bağlantılı?

E-Devlet üzerinden belge aramak basit bir işlem gibi görünse de aslında birkaç farklı beceriyi aynı anda gerektiriyor:

  • Doğru hizmet adını bulmak,
  • Resmî kurum ile üçüncü taraf internet sitelerini ayırt etmek,
  • Kimlik doğrulama yöntemini kullanmak,
  • Belgenin hangi tür olduğunu anlamak,
  • Görüntülenen bilginin istenen belge olup olmadığını değerlendirmek,
  • Gerekirse belge doğrulama işlemini yapmak.

Bu nedenle “E-devletten okur yazar belgesi nasıl alınır?” sorusu, aslında yalnızca bir belge sorusu değil; geleneksel okuryazarlık ile dijital okuryazarlığın kesiştiği bir noktayı da gösteriyor.

Bir zamanlar yetişkinin eline kalem verip adını yazmasını sağlamak büyük bir eşikti. Bugünse aynı kişinin dijital bir formda doğru hizmeti bulması, güvenli giriş yapması ve karşısındaki resmî belgeyi yorumlayabilmesi de günlük yaşamın temel becerilerinden biri haline geldi.

Türkiye’de Yetişkin Eğitimi Neden Hâlâ Önemli?

TÜİK’in Yetişkin Eğitimi Araştırması bu konuda dikkat çekici veriler sunuyor.

2022 yılında 18 yaş ve üzerindeki nüfusun son 12 ay içerisinde örgün veya yaygın eğitim faaliyetlerine katılma oranı %22,9 oldu. Bu oran 2016 yılında %22,7 idi. Katılımın en yüksek olduğu yaş grubu %51,7 ile 18-24 yaş grubu olurken, 25-34 yaş grubunda oran %33,2 olarak gerçekleşti.

Bu veriler bize eğitimin okul kapısından çıkınca bitmediğini hatırlatıyor.

İnsanların yaşamları değişiyor. Yeni teknolojiler geliyor. İşlerin gerektirdiği beceriler farklılaşıyor. Kamu hizmetleri giderek dijitalleşiyor. Dolayısıyla yetişkin eğitimi, geçmişte kaçırılmış bir eğitim fırsatını telafi etmenin yanı sıra değişen hayatın gerisinde kalmamak için de önem taşıyor.

UNESCO da yetişkin eğitiminin yaşam boyu öğrenmenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve okuryazarlığın ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi yaşama katılım açısından temel bir unsur olduğunu vurguluyor.

Okuryazarlık ile ekonomik ve sosyal hayat arasındaki bağlantı

Okuryazarlığın sonuçları eğitim alanıyla sınırlı değil.

Bir sağlık broşürünü anlayabilmek, banka sözleşmesini okuyabilmek, iş başvuru formunu doldurabilmek, çocuğun okul duyurusunu takip edebilmek veya bir kamu kurumunun yazısını doğru yorumlayabilmek doğrudan günlük yaşamla bağlantılı.

OECD’nin Türkiye’ye ilişkin yetişkin becerileri araştırmasında ise daha farklı ve düşündürücü bir tablo ortaya çıkmıştı. 2015 PIAAC sonuçlarında Türkiye’deki yetişkinlerin ortalama okuryazarlık puanı 227 olarak ölçülmüş; OECD ortalaması 268 olmuştu. Araştırmada yetişkinlerin %45,7’sinin okuryazarlıkta Seviye 1 veya altında bulunduğu, yetişkinlerin %38’inin ise bilgisayar deneyiminin olmadığını veya temel bilgisayar becerilerinden yoksun olduğunu bildirdiği aktarılmıştı.

Bu veriler günümüz açısından önemli bir uyarı taşıyor: Okuma yazma oranının yükselmesi, insanların karmaşık bilgileri anlama, değerlendirme ve dijital araçları kullanma becerilerinin otomatik olarak aynı ölçüde yükseldiği anlamına gelmiyor.

Bugünün okuryazarlık tartışması tam da bu nedenle daha geniş bir çerçevede yürütülüyor.

E-Devlette Okur Yazar Belgesi İçin En Sık Karıştırılan Noktalar

1. “Belgem e-Devlet’te yoksa yeniden kursa mı gitmeliyim?”

Hemen böyle bir sonuç çıkarmamak gerekir.

Öncelikle geçmiş kayıtlarınızın ilgili halk eğitimi merkezi veya Millî Eğitim Bakanlığı kayıtları üzerinden araştırılması gerekebilir. Eski belge veya eğitim kaydı bulunuyorsa, kurum mevcut kayda göre işlem yapabilir.

2. “Okuma yazma biliyorum, belge almak zorunda mıyım?”

Bu tamamen belgenin hangi işlem için istendiğine bağlıdır.

Günlük yaşamda okuma yazma bilmek ile bunu resmî bir belgeyle kanıtlamak farklı meselelerdir. Bir kurum sizden belirli bir eğitim belgesi istiyorsa, hangi belgeyi kabul ettiğini önceden sormak en güvenli yoldur.

3. “Okur Yazarlık Belgesi ilkokul diploması yerine geçer mi?”

Genel olarak bu iki belge aynı değildir.

Okur Yazarlık Belgesi ile II. Kademe Eğitim Başarı Belgesi ve ilkokul diploması birbirinden farklı eğitim belgeleridir. Özellikle eğitim, sürücü kursu veya resmî başvurular söz konusuysa talep edilen belge türü ayrıca kontrol edilmelidir.

4. “Belgeyi başka biri doğrulayabilir mi?”

Evet. e-Devlet üzerinde ayrıca “Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Doğrulama” hizmeti bulunuyor. Böylece belgeye sahip kişi ile belgeyi görmek isteyen kurum veya kişi açısından farklı doğrulama mekanizmaları kullanılabiliyor.

2026’da Okuryazarlık Meselesine Nasıl Bakmalı?

Bugün Türkiye’de genel okuma yazma oranı %97,9 seviyesine ulaşmış durumda. Bu, uzun yıllara yayılan eğitim politikalarının ve yetişkin eğitimi çalışmalarının önemli bir sonucunu gösteriyor.

Fakat ortalamalar yükseldikçe sorunun niteliği değişiyor.

Birinci aşamada soru “İnsanlar okuyup yazabiliyor mu?” şeklindeydi.

Bugün buna şu sorular ekleniyor:

  • Okunan bilgi doğru anlaşılabiliyor mu?
  • Farklı kaynaklar karşılaştırılabiliyor mu?
  • Yanlış bilgi fark edilebiliyor mu?
  • Dijital kamu hizmetleri bağımsız biçimde kullanılabiliyor mu?
  • Bir sözleşmenin veya resmî belgenin temel anlamı kavranabiliyor mu?
  • Yeni beceriler yaşam boyunca öğrenilebiliyor mu?

UNESCO’nun yaklaşımı da okuryazarlığın sabit bir “var/yok” kategorisinden ziyade farklı yeterlilik seviyeleri içeren bir süreç olduğuna dikkat çekiyor.

Belki de bu yüzden e-Devlet’teki küçük bir belge sorgulama ekranı, ilk bakışta göründüğünden daha büyük bir hikâyenin parçası.

1929’da bir yetişkinin yeni harfleri öğrenmesiyle başlayan toplumsal hedef, bugün aynı kişinin dijital ortamda kendi eğitim kaydına ulaşabilmesine kadar uzanıyor.

Bir yanda kara tahtada harfleri öğrenen yetişkinler, diğer yanda birkaç dokunuşla Millî Eğitim Bakanlığı kayıtlarına ulaşmaya çalışan insanlar var. Araçlar tamamen değişti; fakat temel ihtiyaç aynı kaldı: Bilgiye erişebilmek ve kişinin kendi hayatıyla ilgili bilgiyi bağımsız biçimde kullanabilmesi.

Bu noktada E-devletten okur yazar belgesi nasıl alınır ile ilgili ana çerçeveyi çizmiş olduk; Cecengida ile takipte kalın.

Sonuç: E-Devletten Okur Yazar Belgesi Alırken Ne Yapmalı?

Konuya yalnızca birkaç maddelik bir işlem olarak bakarsak yol haritası oldukça açık:

  1. e-Devlet’e giriş yapın.
  2. Arama bölümünde “Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Sorgulama” hizmetini bulun.
  3. Kimlik doğrulamasını tamamlayın.
  4. Kayıtlı belgeniz varsa belge bilgilerini görüntüleyin ve sistemin sunduğu belge işlemlerini kullanın.
  5. Belge görünmüyorsa hemen yeniden kursa gitmeniz gerektiğini düşünmeyin.
  6. Geçmiş eğitim kaydınızın araştırılması veya yeni belge düzenlenmesi gerekiyorsa halk eğitimi merkeziyle görüşün.
  7. Okur Yazarlık Belgesi ile II. Kademe Eğitim Başarı Belgesi ve ilkokul diplomasının farklı belgeler olduğunu unutmayın.
  8. Belgeyi hangi kurum için kullanacaksanız, kurumun istediği belge türünü önceden doğrulayın.

Kaynak: Millî Eğitim Bakanlığı – Bireysel Okur Yazarlık Belgesi Sorgulama

Kaynak: TÜİK – Ulusal Eğitim İstatistikleri 2025

Kaynak: TÜİK – Yetişkin Eğitimi Araştırması 2022

Kaynak: MEB – Okuryazarlık çalışmaları ve tarihsel gelişim

Akademik kaynak: Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi – Millet Mektepleri (1928-1935) araştırması

Akademik/uluslararası kaynak: OECD – Türkiye Yetişkin Becerileri ve PIAAC verileri

Uluslararası kaynak: UNESCO – Okuryazarlık ve yetişkin eğitimi

Sonunda geriye belki de basit görünen ama oldukça derin bir soru kalıyor: Bir insanın okuryazar olduğunu söylemek için yalnızca kelimeleri okuyabilmesi yeterli mi, yoksa kendi hayatını ilgilendiren bilgiyi bulup anlayabilmesi, sorgulayabilmesi ve kullanabilmesi de artık bu tanımın ayrılmaz bir parçası mı?

Kaynak bağlantılarını HTML’ye dönüştür

Belge alma ve sorgulamayı ayır

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort https://hiltonbet-giris.com/ betexper indir elexbetgiris.org
https://dizih.com https://serveradmin.com.tr https://kriptohabercisi.com.tr Sitemap