Şukufe Nedir? Geleneksel Bir Tatlıya Dair Hikâyem
Bana sorarsanız, Şukufe, sadece bir tatlı değil, geçmişle olan bağımızı simgeleyen, zaman içinde kaybolmaya yüz tutmuş bir gelenek. Belki de tam olarak bu yüzden ilgimi çekiyor. Bugün, modern hayatta, özellikle büyük şehirlerde yaşayan bizler için eski tatlar biraz yabancı kalıyor. Ama işin içine girdikçe, aslında yalnızca bir tatlıdan çok daha fazlası olduğunu fark ediyorum. İşte bu yazıda, Şukufe’nin ne olduğunu ve neden bugün hala hatırlanmaya değer bir tatlı olduğunu keşfedeceğiz.
Çocukluk Anılarım ve Şukufe
Ankara’nın soğuk kış akşamlarında, evin mutfağında annemin yaptığı yemekleri beklerken hep farklı bir his vardı. O sıcak, kaynar tencerelerden gelen buharla karışan o eski tariflerin kokusu… Bazen mutfakta sadece yemekler değil, geçmişin izleri de vardı. Mesela Şukufe. Anlatılanlara göre, bu tatlı yalnızca Ramazan aylarında, özel günlerde yapılırmış. Tabii ben o zamanlar bunun değerini tam olarak anlayamazdım. Bir yandan da merak ederdim, neden hep bayramda, ya da nadiren yapılan bu tatlı? Şukufe, işte böyle anlam yüklediğim, bir yandan da özlediğim bir tatlıydı.
Zamanla, okuduğum kitaplardan, yaptığım araştırmalardan öğrendim ki, Şukufe aslında bir çeşit şerbetli tatlı. Genellikle küçük top top şekillerde yapılan ve şerbetle tatlandırılan bu tatlının tarihçesi oldukça derin. İstanbul’dan Ankara’ya, Anadolu’nun birçok köyüne kadar varmış. Bugün ise neredeyse unutulmuş bir tatlı. Ama hala bazı köylerde, küçük aile işletmelerinde veya evlerde yapılan, bu tatlının asırlık bir geçmişi olduğu kesin.
Şukufe’nin Tarihçesi ve Yapılışı
Şukufe’nin kökeni tam olarak net olmamakla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kadar gelmiş bir tatlı olduğu biliniyor. “Şekufe” veya “Şükufe” olarak da bilinen bu tatlının tarifleri zamanla değişmiş. İlk başta, hamurun içerisine pekmez, üzüm suyu gibi doğal tatlandırıcılar eklenirken, zamanla şeker ve daha farklı şerbet çeşitleri kullanılmaya başlanmış. Geleneksel olarak şerbetin yanında genellikle ceviz veya fındık da ilave edilirmiş.
Hamurun hazırlanması oldukça basit ama zahmetli bir işti. Un, su, maya, tuz ve şekerle yoğrulup, dinlendirilen hamur küçük parçalara bölünüp yuvarlanarak pişirilirdi. Piştikten sonra sıcak şerbet içine batırılır, sonra da soğuması beklenirdi. İnanın, bu kadar basit bir tarifin ardında derin bir hikâye yatıyor.
Benim gözlemlediğim kadarıyla, modern hayatın hızında bu tarz geleneksel tatlar kaybolmak üzere. Artık çoğumuz, marketlerde hazır tatlılar alıyor, ya da dışarıda tatlı yemeye gidiyoruz. Ama Şukufe gibi eski tatların geride kalmasının ne kadar üzücü olduğunu fark ettikçe, yeniden yapılmaya başlanmasının önemini de hissediyorum.
Şukufe ve Şehir Hayatı
Günümüz toplumunda, özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için geleneksel tatlar zamanla unutulmuş durumda. Yani, sokakta yürürken elinde dondurma yiyen birini görürsünüz ama kimse Şukufe alıp sokaklarda dolaşmaz. Oysa, bu tatlı eski zamanlarda sadece lezzetli değil, aynı zamanda kültürel bir anlam taşıyan bir gelenekti. Ramazan aylarında yapılır, bayramlarda ve düğünlerde ikram edilirdi.
Benim hayatımda da bu tatlıyla ilgili ilginç bir anı var. Bir gün iş yerinde, ekonomiyi ve güncel verileri tartışırken, bir arkadaşım bana Şukufe yapmayı önerdi. “Bunu biz yapmalıyız, eski gelenekleri yaşatmalıyız!” dedi. O zaman düşündüm, aslında neden modern dünyada bir şeyleri kaybetmek yerine, onları yaşatmaya çalışmıyoruz? Şukufe gibi bir tatlının, bu kadar zamandır unutulmuş olmasına üzülmektense, onu yeniden hayata geçirebiliriz. Zaten dünya değiştikçe gelenekler de değişiyor. Ama ne olursa olsun, eski tatları hatırlamak ve tekrar yapmak bir anlam taşıyor.
Şukufe: Gelecek Nesillere Bir Miras
Sonuç olarak, Şukufe, bir zamanlar her köyde, her şehirde yapılan ama şimdilerde nadiren karşılaştığımız, geçmişten gelen bir tatlı. Artık çok fazla insan bu tatlının ne olduğunu bile bilmiyor, fakat bilmeliler. Çünkü bu tatlı, sadece damağımızı tatlandırmakla kalmaz, aynı zamanda geçmişimizle de bir bağ kurar. Her bir lokma, eski zamanları hatırlatır, eski sofralarda bir araya gelen insanların gülüşlerini ve paylaşımlarını.
Şukufe’nin tarifini öğrenmek, onu yapmak ve sevdiklerimizle paylaşmak, belki de geleneksel tatları yaşatmak için atabileceğimiz bir adım olabilir. Bu yazının sonunda, aslında keşfettiğimiz şey, sadece bir tatlının tarifinden çok, geçmişle bağlantı kurma arzusudur. O eski tatların hayalini kurarken, belki de biz de kendi geleneklerimizi yaratıyoruz. Kim bilir?